Her şeyde mi kalite azaldı, yoksa biz geçmişe ağıt yakışımız nedeniyle eskiler güzel geliyor ona karar vermiyorum işte. Edecek çok kelam var heybemde fakat zamanın dişliler öyle hızlı öğütüyor ki herşeyi, söz daha kalemden çıkmadan eskiyebiliyor.
Şöyle yirmi yıl öncesini hatırlıyorum, soft bir müzik çalarken. Yirmi yıl önce müzik hayatımızda çok daha fazla yer ediyordu. Mp3lerin, CD’lere çekildiği, hatta avuç içine sığan 128 mb Mp3 çalarların aşırı rağbet gördüğü o dönem. Polifonik telefonlar yavaş yavaş yerini mp3 ve mp4 çalabilen telefonlara yeni yeni bırakıyor. Radyo hala hayatımızda. Tek radyo mu? Ciddi ciddi Vjlerin sunum yaptığı müzik kanalları vardı televizyonda da. Televizyonlar popüler müzikleri, radyolar ise popüler olması muhtemel veya geçmiş popülerlerini çalarlardı.
Mp3’ün keşfi ile önce Track CD’ler yabana atıldı, kaliteden ödün vermek adına bu yeni müzik formatı çoğaldı. Tabi müzik sektörüne orta yerinden bir darbe vurdu bu iş. Biz insanlara ise müzik çeşitliliği sağladı. Eskiden kaset biriktirerek sevdiğimiz şarkıcının külliyatına hakim olmak isteyen bizler artık internetten gelmiş geçmiş bütün albümlerini bulabiliyorduk. Teknolojinin gelişimi hepimizin müzik kültürünü de arttırmıştı.
Ve farkında mısınız, bu dönüşüm bir anda gerçekleşti. Sanatçıların tek tük “korsana hayır” çığlıkları arasında koskoca bir sektör, devasa plak şirketleri terk etti Unkapanı’nı. Artık Muhsin Bey gibi filmler çekilemeyecekti. Teknoloji bu devasa sektörün karlılığını düşürmüş, tekniğin gelişimiyle iş gücüne olan ihtiyacı azaltmıştı. Tabi bunun sonunda kareokeler, playbackler, tonmaister programları müzik yapımını kolaylaştırdı. Artık herkes şarkı yapabiliyordu.
İşte takıldığım nokta burası. Herkesin şarkı yapabilmesine inatçı bir tavırla kötü bir şey diyemem. Herşeyden önce albüm tröstleri, menajerler aradan çıkmış oldu ve internet vasıtasıyla nice ciddi yetenek kendini gösterebilir oldu. Bir bakıma internetin sunduğu o fırsat eşitliği çoğu kimsenin işinin rast gitmesini sağladı ve eskilerden de gerçek sanat eserlerini insanlar yeniden keşfeder oldu.
Ama ne bileyim işte, sanki eski kalite de kalmadı bu sayede. İnsanlar internetteki rekabette öne çıkmak için reklamcı kafasıyla dikkat çekmeyi gereken bir zorunluluk olarak gördüler ve iş havlayan şarkılara kadar gitti. Yirmi yıl öncesinin şarkıları kadar güzel şarkı yapılmıyor gibi geliyor bana.
Tabi bu romantik bir nostalji güzellemesi değilse. Murat Emre TİRYAKİOĞLU
Kalemiye.com kurucusu, Gaziantepli, bir kamu kurumunda memur ve 2012’den beri blog yazarı.