Bir Yemin Ettik

Şehirleri doldurmaya yemin etmişiz gibi.Evet, bu kadar kararlı bir biçimde köyleri, kasabaları terk edip şehirlere dolmak ancak bir yeminle açıklanabilir. Kimsenin yüksek sesle etmediği ama herkesin içten içe kabul ettiği bir yemin bu. Kapitalin üzerine edilmiş bir yemin.Yemin ettiğimiz için de bozamıyoruz. Çünkü bu yemini yalnızca biz değil, bütün insanlık kutsal ve geri dönüşsüz bir … Devamını oku

Geçmiş Neden Gelecekten Daha Büyük? | Elias Canetti Üzerine Bir Düşünce

Elias Canetti okuyorum bu sıralar.Dili ağır; zaman isteyen, hatta aceleyle değil indirilerek okunması gereken metinlere imza atanlardan. Fotoğraftaki söz de ona ait:“İnsanoğlu, sanki ileride bütün bir geçmişte olduğundan daha çok yer varmış gibi safça bir düşünceyle yaşar.”İlk okuyuşta çivi gibi çakılan bir söz değil.Fakat manasını düşünüp dehlizlerde dolaştıkça, karşımıza mızrakla hakikatleri aklımıza dürten bir nöbetçi … Devamını oku

İnsan En Çok Kendine Yalan Söyler

İnsan en çok kendine yalan söyler.İddialı bir cümle, kabul. Ama hakikate de oldukça yakın. Aksini iddia edebilecek var mı bilmiyorum; en azından benim elimde böyle bir veri yok.Yalanın ne olduğu ya da neden söylendiği meselesine girmeyeceğim. Binlerce yıllık bir tartışma bu; o kadar insan konuşmuş ama kesin bir yere bağlayamamış. Yine de insanlık, en azından … Devamını oku

Kahramanlık: Hafızanın Cesareti

Tarih hep kahramanlar var etmiştir. Ya da kahramanlar tarihi… Biraz paradoks barındıran bir önerme. Çünkü neyin nerede, nasıl başladığını bilemeyeceğimiz gibi, kahramanlık meselesinin kökenine de tam olarak inebilmiş değiliz.Fakat belki bir fotoğrafını çekebiliriz. Sözlüğe bağlı kalmadan, genelgeçer bir tanımlama yapacak olursak kahramanlık; başkalarının yapmaya çekindiği şeyi, öne çıkarak yapma cesareti gösterme hâli olarak tarif edilebilir. … Devamını oku

Yağmurla Yağanlar

Kasım sonu artık. Bütün memleket yağmuru, mümkünse gelecek ay kar yağmasını bekliyoruz. Tam da insana dair bir umutla.Yağmur şu an İstanbul’a teşrif etti. İlk mesaisi, ağaç üstünde direnen sarı yaprakları dökmek. Biraz kaldırım yıkamak ve sonra çalışmayan belediyelerin yol çukurlarını doldurmak. Camlara dokunması, çatı ya da tenteleri yumruklaması da bizim gibilere mesaj daha çok. Yağmurla … Devamını oku

Gaip Tebessüm

Mutsuz artık insanlar. Toplu taşımalarda, market reyonlarında, AVM girişlerinde, işte ve güçte… Her yerde aynı yüz ifadesi var. Yorgun, bezgin, aceleci ama yine de hiçbir yere yetişemeyen bir hâl. Tebessüm neredeyse yok; kasvet ise her yerde. Bu durum toplumun belirli bir kesimiyle sınırlı değil—neredeyse hepimiz böyleyiz artık. Güleç mizacı ve neşeyi, her ortamda bir elin … Devamını oku

“Kalabalıkta İnsan Olmak: Bizi Bir Arada Tutan Ne?

Çıkıyorum dışarıya. İster arabayla, ister toplu taşımayla, ister yürüyerek… Çevremde yüzlerce, binlerce insan. Hani hepsini tanımayı bırak; yalnızca yüzlerini bile hatırlama özelliğimiz olsa, zihnimiz iflas ederdi. Her gün, her an bu kadar kalabalığın içindeyiz. Ama sonra bir an geliyor, kendimi düşünürken yakalıyorum. Her birinin kendi dünyası, kendi hayalleri, kendi kaygıları var. Herkes kendi hikâyesinde başrol. … Devamını oku

Şükretmek mi? Bu Hâlimize mi?

Bizlerin boş vakti yok! Bu yüzden de anlam arayışımız eksik biraz. Hayat; akıp geçiyor. Çoğumuz; günlük telaşenin içinde başkası için büyük nimetler olan güzellikleri göremiyoruz. Sabah 07.45’te toplu taşımada oturacak yer kovalarken anlam sorgulayabilecek durumda olmuyoruz. Haliyle şükür de eksik kalıyor gibi. Bu önermeyi salt bir kadercilik anlayışıyla yapmıyorum. Aksine değiştirmemiz gereken şeyler var bence … Devamını oku

Ertelediğimiz Kendimiz Değil mi?

İnsana dair ne çok alışkanlık var değil mi? Erteleme de bunlardan biri. Hatta adeta beraber yaşadığımız ve en çok boyun eğdiğimiz alışkanlıklardan. “Dur birazdan yaparız”, “hallederiz ya”, “acelesi yok” kalıplarının dilimize pelesenk olması onun sayesinde. Çok güçlü, çoğunluğumuza etki edebiliyor, dediğini yaptırıyor, hayal ettiğimiz şeye ket vurup öteliyor. Herkese olur mu bilmem de, ben üşenmeyen … Devamını oku

Beyaz Gömlek ve Kömür İşi

Güzel bir deyim vardır bu işle ilgili: “Elde bir sepet, beyaz bir gömlekle kömürlüğe girmek gibidir.” Diye. Noksansızca tam da anlatmış ahvali. Üstte bir beyaz gömlek, kömürlük karasından korunmak, gözetmek gerek kendini. Her işin kendi doğası vardır, katılırım. Kimi stabildir, kimi dinamik; kimi sorumlu tutar, kimi mevzuat mandasında sorumsuzluğun çimenlerinde uzanır; kimi oradan oraya dolaşır, … Devamını oku