
Çıkıyorum dışarıya. İster arabayla, ister toplu taşımayla, ister yürüyerek… Çevremde yüzlerce, binlerce insan. Hani hepsini tanımayı bırak; yalnızca yüzlerini bile hatırlama özelliğimiz olsa, zihnimiz iflas ederdi. Her gün, her an bu kadar kalabalığın içindeyiz.
Ama sonra bir an geliyor, kendimi düşünürken yakalıyorum. Her birinin kendi dünyası, kendi hayalleri, kendi kaygıları var. Herkes kendi hikâyesinde başrol. Buna başkaları için kendini feda eden en özverili olanlar da dâhil. (Ki unutmayalım: fedakârlık da aslında insanın kendi istediği için yaptığı bir şeydir.)
Sonsuz sayıda dünya, sonsuz hayat ve sonsuz sosyal-psikolojik çeşitlilik… İnsan böyle düşününce ister istemez soruyor: Bu kadar farklı insanı, bu kadar farklı hayatı bir arada tutan şey ne olabilir? Kanunlar mı? Örf ve adetler mi? Duygular mı? Belki hepsi, belki hiçbiri. Belki de bambaşka, bunlardan azade bir ilahi düzen.
Bilmiyorum. Bilen olduğunu da sanmıyorum. Ama işte tam burada hayret başlıyor:
Her gün yan yana yürüdüğümüz, aynı otobüse bindiğimiz, aynı sokaktan geçtiğimiz insanların her birinde ayrı bir kâinat gizli. Her an gözümüzün önünde akıp giden, ama çoğu zaman fark etmediğimiz o büyük mucize.
Hayret edecek ne çok şey var!
Murat Emre Tiryakioğlu
Kalemiye.com kurucusu, Gaziantepli, bir kamu kurumunda memur ve 2012’den beri blog yazarı.